BURSA DİŞHEKİMLERİ ODASI
22 KASIM 2009
BİLİMSEL DİŞHEKİMLİĞİNİN 101.YILI
BASIN AÇIKLAMASI
Bu yıl da 22 Kasım Dişhekimliği Günümüzü, mesleğimizin bilimsel kuruluşunun 101. yılı olmasına rağmen ne yazık ki kutlama yapmaktan öte, daha çok azalacağına gittikçe artan sorunlarımızı dile getireceğimiz bir gün olarak değerlendirmek zorunda kalıyoruz.
Bu olumsuz mevcut durumla ilgili değerlendirmelerimizi alt başlıklarla aşağıda yer almaktadır.
TOPLUMUN AĞIZ DİŞ SAĞLIĞINDA DURUM
Ülkemizde yapılan bilimsel araştırmalara baktığımızda;
Ülkemizde çürük prevalansı bütün yaşlarda yüksektir ve tedavi gereksinimi büyüktür. Çekim gereksinimi; 5 yaş grubunda %10,3’ten 35-44 yaş grubunda % 25,7’ye yükselmektedir.(1) Erişkin yaşta %15,9 olan diş fırçası olmama yüzdesi yaşlı grupta % 39,2’ye çıkmaktadır. (2) Hiç dişhekimine gitmeme oranı; 5 yaşta % 82,1 iken, 12 yaşta % 41,4 ve 15 yaşta % 41,1 dır.(3)
Ülkemizde dişhekimine gitme sıklığı 0.9 yıl/kez iken Avrupa’da bu oran 5 yıl/kez’dir.
Diş macunu tüketimi de Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında örneğin İngiltere’de 480 gr iken, son yıllarda biraz artmış olmasına rağmen ülkemizde 110 gr civarındadır. Kişi başına düşen fırça sayısı da 1/ 1.5 yıldır.
KAMUSAL SAĞLIK HİZMETİNDE DURUM
Bilindiği üzere Maliye Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından çıkarılan tebliğler yoluyla resmi hastaların serbest dişhekimine gitme koşulları ve ücretleri belirlenmektedir.
2008 yılında yayınlanan tebliğlere baktığımızda; Maliye Bakanlığı, Danıştay kararları doğrultusunda TDB Asgari Muayene ve Tedavi Ücret Tarifesi üzerinden ödeme yapacağını ilan ederken, bir başka resmi kurum; SGK, Danıştay kararlarına uymayacağını söyleyebilmektedir.
Bu kurumlar, aynı yıl içinde yayınladıkları yeni tebliğlerle serbest dişhekimine hasta sevkini kaldırarak, sosyal güvenlik kapsamındaki tüm hastaların resmi kurumlarda tedavi edileceğini açıklamışlardır.
Kısa bir süre sonra Sosyal Güvenlik Kurumu, Danıştay kararını neden göstererek serbest çalışan dişhekimine hasta sevkinin yapılacağını ve TDB Asgari Muayene ve Tedavi Ücret Tarifesine göre ödemede bulunacağını açıklamıştır. Ancak, sevk şekli hastanın sağlığı pahasına öyle ağırlaştırılmıştır ki; yapılacak uygulama konusunda SGK ve Sağlık Bakanlığı sağlık kurum yetkilileri ile hastalar ne yapacaklarını bilemez duruma düşürülmüştür.
Bu da göstermektedir ki; ağız diş sağlığı hizmetleri araştırmalar ışığında değil, siyasilerin temelsiz öngörüleri ile hazırlanmış tebliğler ile yürütülmektedir. Son tebliğ uygulamaları ile 71 milyon nüfusa bakmakla görevlendirilen 6000 dişhekimine yüklenen sorumluluğun, hiçbir matematiksel karşılığı yoktur. 2008 yılında Sağlık Bakanlığı tedavi kurumlarında gerçekleştirilen işlemlere ve toplumun ihtiyaçlarına baktığımızda alınan kararların, plan ve programdan yoksun ayaküstü alınmış kararlar olduğu görülmektedir.
Sağlık Bakanlığı’na bağlı ağız ve diş sağlığı merkezleri ile hastanelerde çalışan dişhekimlerinin 2008 yılında yaptığı toplam işlem sayısı, 15.690.082’dir:
Bilimsel bir yaklaşımla saptanan toplumun ihtiyaç duyduğu gerçek ağız ve diş sağlığı hizmeti rakamları resmi sağlık birimlerinde yapılanların çok üstündedir:
Ülkemizdeki ağız diş sağlığının durumuna baktığımızda ise; bir yandan Kamuda dişhekimi istihdamı artarken, diğer yandan yeni tesisler kurularak, devletin temel görevi olan koruyucu hekimlik yerine döner sermaye gelirlerini arttırmak üzere planlanmış tedavi edici uygulamalara yönelişi görmek mümkündür.
Ayrıca ülkemizde dişhekimlerinin yeni istihdam koşulları (4/B) ve performans uygulaması; temel insan haklarına, mesleki onura yakışmayan ve işlemde nitelik yerine, ne pahasına olursa olsun daha fazla hasta bakma gibi popülizmi öngören bir yaklaşımla hastaların uzun vadede sağlık sorunlarının ve tedavi giderlerinin artmasına neden olmaktadır.
DİŞHEKİMLİĞİ MUAYENEHANELERİ
Ülkemizdeki 2007 verilerine göre 22.330 dişhekiminin, yaklaşık 6.372’si resmi kurumlarda geri kalanı ise, kendi muayenehanelerinde çalışmaktadır. Yani, dişhekimliği hizmetleri ağırlıklı olarak muayenehanelerde verilmektedir.
AB ülkelerinde bir dişhekimi günde ortalama 15 - 20 hastaya bakarken ülkemizde bir dişhekimi günde 5-6 kişiye bakmakta, yani % 30-% 40 kapasite ile çalışmaktadır. Ekonomik kriz sonrası bu sayı ve oranın çok daha düşmüştür. Durum böyle olunca muayenehane hekimliği yaparak hayatı idame ettirmek imkânsız hale gelmiş, çok sayıda dişhekimi muayenehanesini kapatarak kamuda ya da özelde sağlık kuruluşlarında ücretli çalışan olmak zorunda kalmıştır.
Bursa’da 2007 sonrasında oda kayıtlarımız incelendiğinde ortaya çıkan rakamlar durumun vahameti konusunda bilgi vermektedir. Şöyle ki;
Odamıza üye 76 dişhekimi muayenehanesini kapatmıştır. Bunlardan 15 dişhekimi muayenehanesini kapatarak mesleki yaşamını sonlandırmış, 61 dişhekimi muayenehanesini kamuda çalışmaya başladığı için kapatmıştır. ( Bu dişhekimlerinin büyük bölümü 4/B sözleşmeli çalışmaktadır) 5 dişhekimi de muayenehanesini kapatarak özel sağlık kuruluşlarında ( poliklinik, merkez ve özel hastaneler) çalışmaya başlamıştır. Odamıza yeni kayıt olan dişhekimlerinin %80’i özel sağlık kuruluşlarında ücretli olarak çalışmaktadır.
Görüleceği üzere muayenehane hekimliği herhangi bir insangücü planlaması yapılmadan ve coğrafi dağılımda denge gözetilmeden ısrarla yürütülen sağlık politikaları bir mesleğin çalışma biçimini tümden dönüşmekte, dişhekimlerini işgüvencesiz, özlük haklarından yoksun sağlık çalışanları haline getirmektedir, işçileştirmektedir.
Tüm bunların yanında bir de POS makinesi zorunluluğu, e- beyanname için muhasebeci zorunluluğu, bu konuda yapılan denetimlerde art niyet taşıyan yaklaşımlar muayenehane dişhekimliğini sürdürülemez duruma getirmiştir.
Özel sağlık kuruluşlarında çalışan dişhekimleri de özellikle iş sözleşmelerinde haksız düzenlemeler, tatil-dinlenme süreleri kısıtlamalar ve maaş ödemelerinde ciddi gecikmelerle karşılaşmaktadırlar.
KAMUDA ÇALIŞAN DİŞHEKİMLERİ
Yeni mezun ve muayenehane hekimliğinden vazgeçmek zorunda kalan dişhekimleri iş güvencesiz, eşit işe eşit ücret anlayışının, tayin hakkının olmadığı, 4-B li sözleşmeli dişhekimliğine razı olmaktadır. Atanan dişhekimleri altyapısı tamamlanmamış mekanlarda çalışmak zorunda bırakılmaktadır. Son dört yılda kamuda çalışan dişhekimi sayısı sözleşmeli dişhekimi alımıyla 6000 e çıkarılmıştır. Aynı şekilde istihdamın önümüzdeki yıllarda da bu şekilde devam edeceği Sağlık Bakanlığı tarafından dile getirilmektedir.
Tam Gün Yasa Taslağıyla da dişhekimlerin çalışma özgürlükleri ellerinden alınmak istenmektedir. Sağlık çalışanları, meslek örgütlerinin görüşleri alınmadan hazırlanan Tam Gün Yasa Tasarısı’nın yaşamlarını derinden etkileyecek bir düzenleme olduğu ve ciddi sorunlar yaratabileceği endişesini taşımaktadırlar.
DİŞHEKİMLERİNİN COĞRAFİ DAĞILIMI
Ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin sunumunda, kamuda ve özelde dişhekimlerinin coğrafik dağılımında ciddi bir dengesizlik mevcuttur.
Türkiye genelinde dişhekimi başına düşen nüfus sayısı 3.428 dir. Coğrafik dağılımın çok dengesiz olması nedeniyle iller ve aynı il içinde ilçeler arasında bile bu sayıda çok farklılıklar olmaktadır. Bu sorunlu dağılım ağız diş sağlığı hizmetlerine ulaşımda önemli faktörlerden biridir. Örneğin; bir dişhekimine, Elazığ-Baskil ilçesinde 31.720, İzmir’de 2.078, Kırklareli’nde 2.651, Konya-Taşkent ilçesinde 57.487, Van-Özalp ilçesinde 65.919, Tunceli’de 31.901 kişi düşmektedir.
Ayrıca kamuda ve özelde dişhekimlerinin coğrafik dağılımında varolan dengesizliği ortadan kaldırmadan birkaç yüz milyar harcanarak yetiştirilen dişhekimlerinin işsiz oturmasına rıza göstermek, ayrıca birkaç 10 milyara açtıkları muayenehanelerinde çaresizlik içerisinde hasta beklemek zorunda bırakmak, devletin-halkın cebinden milyarlarca değerin boşa gitmesi anlamına gelecektir.
DİŞHEKİMLİĞİ FAKÜLTELERİ
Çağdaş ülkeler insan gücü planlamasını nüfus temelli olarak belirlememektedir. İnsan gücü planlamasında; nüfus kriteri yanı sıra toplumun ihtiyacı, hizmete olan talep, hastalıkların seyri, hastalık çeşitleri gibi kriterlerde göz önüne alınmaktadır. Bu bakış açısı ile ülkemizdeki hizmet kullanımı ile Avrupa ülkeleri karşılaştırıldığında dişhekimi ihtiyacının planlı ve programlı yapılmasının bilimsel anlayışın olmazsa olmazı olduğu görülecektir. Aksi uygulamalar ülke kaynaklarının verimsiz kullanılması anlamına gelecektir.
Türkiye’de özellikle 1990 yılından itibaren yeni dişhekimliği fakültelerinin açılması hızlanmıştır. Hiçbir plan ve program olmaksızın, fakültelerin teknik ve fiziki alt yapıları hazırlanmadan ve öğretim elemanları yetersiz olarak açılan fakültelerimiz önemli bir ülke gerçeği olarak karşımızda durmaktadır.
Ülkemizde nüfus artışı (4) % 1,31 iken, dişhekimliği fakültelerinden son 5 yılda mezun olanların ortalama artış hızı (5); % 17,13’tür.
Nüfus artış hızı, dişhekimliği hizmetlerinin kullanımı ve dişhekimi artış hızı göz önüne alındığında insan gücü planlamasının herhangi bir bilimsel altyapıya dayanmadığı açık olmakla birlikte yeni dişhekimliği fakülteleri açılmasını sağlık piyasasında ucuz işgücü yaratmaya yönelik bir girişim olarak görmek olasıdır.
AKP iktidarı döneminde dişhekimliği fakültesi sayısında dramatik bir artışla sayı 28 i bulmuş, Bursa’da da dişhekimliği fakültesi açılması tekrar gündeme gelmiştir. Yukarıda sayılan gerekçelerle kentimizde dişhekimliği fakültesi açılmasına karşıyız.
DİŞHEKİMLİĞİNDE UZMANLIK
Dişhekimliğindeki temel eğitimden sonra uygulanacak plansız uzmanlık eğitimi ile de ülke ekonomisine bir başka maliyet yüklenmektedir. Sağlık Bakanlığı, temelinde hiçbir bilimsel gerekçe olmadan dişhekimliğinin 6 dalında uzmanlık kararı almıştır.
AB / AEA ülkesindeki uzmanlığa baktığımızda(6); genelde iki dalda uzmanlık görülürken serbest dolaşımda da iki alanın kabul edildiği görülmektedir.
Türk Dişhekimleri Birliği, Türkiye’de Ortodonti ve Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi alanlarında uzmanlığı savunurken, diğer alanlarda konunun muhataplarıyla bilimsel çalışmalar yapılarak uzmanlığa karar verilmesini istemektedir.
Sayın Sağlık Bakanı ile bu tezimiz üzerinde mutabık kalınmasına karşın görüşme üzerinden sadece bir hafta sonra, hiçbir bilimsel alt yapısı bulunmamasına rağmen, Ocak ayında alınan 2 dalda uzmanlık kararı, Haziran’da 6’ya çıkarılmıştır.
TDB ASGARİ MUAYENE VE TEDAVİ ÜCRET TARİFESİ
2001 yılında başlatılan Türk Dişhekimleri Birliği Asgari Muayene ve Ücret Tarifesinin Maliyet Temelli Olarak Belirlenmesi Projesi, 2006 yılında sona ermiş ve 2007 yılından itibaren Sağlık Bakanlığı’na sunulan tekliflerimiz bu proje esas alınarak hazırlanmıştır. Ancak Ücret Tarifemiz 2008 yılından bu yana Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanmayarak kanunun Birliğimize tanımış olduğu bir hak fiilen uygulanmaz hale getirilmiş ve dişhekimlerinin emekleri değersizleştirilmiştir.
SAHTE DİŞHEKİMLERİ
Ülkemizde, ağız ve diş sağlığı konusunda yetkisi ve ehliyeti olmadan halkımızın sağlığına zarar veren çok sayıda sahte dişhekimi bulunmaktadır. Teknolojik ve bilimsel gelişmeleri ve yasal düzenlemeleri takip ederek hijyenik ve tıbbi koşullara uygun hizmet yerleri açan dişhekimlerine karşın sahte dişhekimleri, yasaları ihlal ederek uygun olmayan çalışma alanlarında, bazen “çantacı”olarak halkın diş ve genel sağlığına zarar vermektedirler.
Son olarak Kayseri’de 16 yaşındaki bir gencin apseli dişinin sahte dişhekimi tarafından çekilmesi sonucu hayatını kaybetmesi, bilimsel dişhekimliğinin 1001. yılında bile sahte dişhekimlerinin halk sağlığında önemli bir sorun olmaya devam ettiğini göstermektedir.
SONUÇ
Sorunlarımızın çözümü için;
Yeni dişhekimliği fakültelerine hayır diyoruz.
İnsangücü planlaması yapmayan, muayenehanelerinde ve özelde çalışan dişhekimlerini planlamaya dahil etmeden, altyapı hazırlığı yapılmadan açılan ADSM lere hayır diyoruz.
Hem kamuda hem de özelde dişhekimi coğrafı dağılımında denge gözetilmesini toplumun hizmete ulaşmasında önemli bir kriter olarak görüyor bu yönde düzenleme yapılmasını bekliyoruz.
Sağlık Bakanlığı’nın bilimsel bir çalışmanın sonucu ortaya çıkan Asgari Ücret Tarifemizi bir an önce onaylamasını, onaylamama gerekçesini de açıkça belirtmesini ivedilikle bekliyoruz. Bu konunun da yargıya taşındığını söylemek istiyoruz.
Sağlık Bakanlığı politikalarında dişhekimliğinin birinci basamak sağlık hizmeti olarak tanımlanmasını, ağız diş sağlığı sorunlarının halk sağlığı sorunu olarak yer almasını, hak ettiği önemin verilmesini ve koruyucu ağız diş sağlığı hizmetlerinin öncelenmesini istiyoruz.
Dişhekimliğinde altı dalda uzmanlığa hayır diyoruz. Dişhekimliğinde uzmanlıkta iki dalda uzmanlığın ülkemizde yeterli olduğunu, altı dalda uzmanlığın dişhekimlerinin çalışma alanlarını daraltacağını, etik sorunlara ve dişhekimliği eğitimi ile hizmet sunumunda tekelleşmeye neden olacağını görüyoruz.
POS makinesi zorunluluğunu, e- beyanname için muhasebeci zorunluluğunu, bu konuda yapılan denetimlerde art niyet taşıyan yaklaşımları kabul edilemez buluyoruz. Tüm bu başlıkların yargıya taşındığını da belirtmek istiyoruz.
Kamuda çalışan meslektaşlarımızın özlük haklarında emekliliklerine de yansıyan iyileştirmeler yapılmasını istiyoruz. İnsanüstü ve kabul edilemez hasta sayılarıyla hizmet üretmeye çalışan kamu çalışanı dişhekimleri performans uygulaması nedeniyle ciddi meslek hastalıklarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Verilen hizmetlerde bu nedenle nitelik değil, nicelik, koruyucu hekimlik değil, tedavi edici ve protetik hizmetler öne çıkarılmakta, sonuçta toplum sağlığına akılcı ve verimlilik ilkesini gözeten bir yaklaşım değil, popülist politikalar hakim olmaktadır.
Özetle biz dişhekimleri ülkemizde bilimsel dişhekimliğinin 101.yılını; sağlık reformu adı altında yapılan düzenlemelerle sağlık çalışanlarını ve halkı mağdur eden, ağız ve diş sağlığını sağlık sorunu olarak görmeyen, insangücü planlaması yapmadan Ağız Diş Sağlığı Merkezlerİ açarak muayenehane dişhekimliğini gözden çıkaran ve kontrolsüzce dişhekimliği fakülteleri açarak her yıl yüzlerce işsiz dişhekimi mezun eden, hekim emeğini değersizleştiren anlayışa karşı mesleğimizin saygınlığı, geleceği ve halkın sağlık hakkı için mücadeleyle kutluyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Emel COŞKUN
Yönetim Kurulu Adına, Başkan
1- Türkiye’de Diş Çürüğü Durumu ve Tedavi Gereksinimi-2004. Prof.Dr.Bahar Güçiz Doğan, Prof.Dr.Saadet Gökalp, Hacettepe Dişhekimliği Fakültesi Dergisi Cilt:32, sayı:2, sayfa:45-57,2008
2- Erişkin ve Yaşlılarda Ağız Diş Sağlığı Profili Türkiye-2004. Prof.Dr.Saadet Gökalp, Prof.Dr.Bahar Gürçiz Doğan, Doç.Dr.Meryem Tekçiçek, Doç.Dr.Atilla Berberoğlu, Arş.Gör.Şengül Ünlüer. Hacettepe Dişhekimliği Fakültesi Dergisi Cilt:31, sayı:4, sayfa:11-18,2007
3- Beş, On iki, On Beş Yaş Çocukların Ağız Diş Sağlığı Profili, Türkiye-2004. Prof.Dr.Saadet Gökalp, Prof.Dr.Bahar Gürçiz Doğan, Doç.Dr.Meryem Tekçiçek, Doç.Dr.Atilla Berberoğlu, Arş.Gör.Şengül Ünlüer. Hacettepe Dişhekimliği Fakültesi Dergisi Cilt:31, sayı:4, sayfa:3-10,2007
4- TUİK
6- Avrupa Dişhekimleri Konseyi 2008 Dişhekimliği Çalışma Klavuzu